Hava Durumu

#Namık Göz

Bursa Hakimiyet - Namık Göz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Namık Göz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

GÖZLEM KULESİ ÖZEL | Prof. Dr. Ersan Şen’den hukuk, siyaset ve ekonomi üzerine çarpıcı açıklamalar Haber

GÖZLEM KULESİ ÖZEL | Prof. Dr. Ersan Şen’den hukuk, siyaset ve ekonomi üzerine çarpıcı açıklamalar

Avukat Prof. Dr. Ersan Şen, Bursa Hakimiyet YouTube kanalında Başyazar Namık Göz’ün sunduğu Gözlem Kulesi Özel programına konuk oldu. Prof. Dr. Ersan Şen, uluslararası hukuk, bölgesel güvenlik, Türkiye siyaseti ve Bursa hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şen, dünyada güç ve hukukun dengesinin giderek güç lehine kaydığını vurgulayarak bugün İran’da gelişen olayların İsrail’in tahrik ettiği, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ise destek verdiğini, dünyanın bu duruma sessiz kaldığını söyledi. Saldırının arkasındaki küresel çıkar dengelerine de dikkat çeken Şen, “Çin Halk Cumhuriyeti’nin özellikle ticari alanda önlenemez bir yükselişi var ve Amerika Birleşik Devletleri’nde çok ciddi bir borç yükü var. Petrol-dolar saltanatının devam etmesi gerekiyor.” şeklinde konuşarak ABD’nin iç siyasal politikalarında yaşanan gelişmelerin de İsrail’in önünü açan etkenlerden biri olduğunu vurguladı. “SÖZLER DEĞİL, İCRAATLER KENDİNİ GÖSTERMELİ” Türkiye’nin izlediği uluslararası politikanın doğru olduğunun altını çizen Şen, “Keşke elde imkân olsa da daha fazlası yapılsa, daha aktif müdahalelerde bulunabilsek. Ama benim canımı en çok yakan, zannediyorum 17 günü aşkın bir süredir Mescid-i Aksa’nın, yani ilk kıblemizin kapalı olması. Burada artık sözler tükendiği, icraatların kendisini göstermesi gereken bir aşamadayız.” diye konuşarak bu aşamada Arap devletlerinin İran’a yönelik saldırılarının durması gerektiğini belirtti. “TÜRK MİLLETİ TEHDİTLERE PABUÇ BIRAKMAZ” Şen, İsrail’in Türkiye’yi hedef almayacağını olası bir durumda kendilerine Türk’ün gücünü hatırlatılabileceğini söyledi. Türk milletini başka milletlerle karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Şen, “Umarız öyle bir gafletin, dalaletin içine düşmezler. Yoksa Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti, kendisine dönük bu tür tehditlere pabuç bırakmaz. Dünyada iki milletle savaşılmaz denir: biri Çinlilerdir ikincisi Türklerdir. İsrail’in de bu tür sözleri söylemeye devam edeceğini, o bulduğu cesareti de elbette Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğinden aldığını görüyoruz.” dedi. “ONLARIN AĞABABALARI VAR” Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin konuşan Şen, “Bahçeli’den ayrıldığım yerler var, birleştiğim yerler var. Bahçeli’nin söylediğinin peşinden biz de gidiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğü, Türk milleti, bu coğrafyadaki zorluklardan en hafif şekilde kurtulmak ve ülkenin devamını sağlamak noktasında aynı yerdeyiz. Ama ayrıldığımız husus şu: Ben teröristle ve terör örgütüyle oturup konuşulabileceğini düşünmeyenlerdenim. Onların ağababaları var. Onların ağababaları Amerika Birleşik Devletleridir. Türkiye bu meseleyi iki şekilde çözer: Ya Amerika Birleşik Devletleri ile oturup anlaşacaksınız ya da sahada sorununuzu kendiniz çözeceksiniz.” şeklinde konuşarak atılan olumlu adımların karşısında olmadıklarını, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü hedef alanlara karşı kimlik siyaseti yapmadan, 86 milyon vatandaşı kapsayacak bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ve ancak bu şekilde sorunların çözülebileceğini açıkladı. Şen, tüm bunlara rağmen bölgecilik yapmaya çalışan kişilere karşı böyle bir gaflet dalaletin içinde olacak kişilere, bu milletin onlara kırmızı kart göstermesini bileceğinin altını çizdi. “BİR AN ÖNCE SÜRECİ TOPARLAMAK LAZIM” Şen, yaklaşık bir yıldır tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu davasının siyasi olarak görüldüğünü, bu konuda toplumun ikiye bölündüğünü söyledi. Normal şartlarda 400'e aşkın sanığın, 100'e aşkın tutuklunun olduğu bir dava olmayacağını, ceza muhakemesi kanununun da buna göre dizayn edilmediğini aktaran Şen, “Bu işin altından kalkabilmek zor. Çünkü bunlar suçsuzluk masumiyet karinesi altında yargılanan ama kapalı infaz kurumlarında tutulan insanlar. Ben meseleye A, B, C, D diye bakmam. Hukuk olarak bakarım. Hukukun standardı belli. Herkese eşit uyguladığında senin adın hukuk devleti olur. Ama kağıtta değil, uygulamada da adın hukuk devleti olur. Dolayısıyla sizin bir an önce bu süreci toparlamanız lazım. Toparlayabilmeniz için de ceza muhakemesi kanununda yer alan her hükmü ben harfiyen uygularım diye yola çıkarsan davanın bitme süreci 5 ila 10 yıl. Bundan önce bitemez. 147 eylem, 400 aşkın sanık, 100'e aşkın tutuklu diyorsun. Eylemler bazında tutuklularla tutuksuzları aynı anda yargılamaya tabi tutup çapraz sorgu yapamıyorsun. Zaten sıkıntı var. Yani siz 1, 2-3 eylemden 15-20 kişiyi yargılasanız aynı duruşma salonunda hepsini aynı anda bulundurmak suretiyle yargılarsınız. Siz ne yaptınız? Mecburen tutuklardan başladınız. Eylemlerin içinde bulunan tutuksuzlar yok ortada. Şimdi bunlarda sıkıntı var. Dolayısıyla ben de bir hukukçu sorumluluğuyla dedim ki inatlaşmaya gerek yok. Ama başta olan o ilk beş celsede itişmeler olacak. Çünkü insanlar dolu, enerji boşalmalı.” dedi. “BU PARA NEREYE GİDİYOR?” Vatandaşın asıl sorunun geçim derdi olduğunu ifade eden Şen, gelir dağılımında yaşanan soruna değindi. Şen, “2025 yılında Mehmet Şimşek dedi ki, bizim gayri safi milli hasılamız 1 trilyona 600 milyar dolar. 86 milyonuz. Kişi başına ne düşüyor? Yıllıkta 18 bin 60 dolar. Muazzam bir para. Ama siz şunu hesap etmeniz lazım: O 18 bin doları, ayda bin 500 doları, ayda 66 bin lirayı, senede 792 bin lirayı kaç kişinin cebine bırak o rakamı, ona yakın, onun yarısı veya üçte biri rakamı koyabiliyorsun. Ben de diyorum ki, biz şimdi oturup bunu nasıl adil, doğru, dürüst insanlara dağıtacağız? Nasıl emeklinin maaşını 20 bin liradan 40 bin liraya çıkaracağız? Ben hatta nazire yaptım, dedim şunları yapalım: bir, emekli ile asgari ücretlerin yani dip maaşları hemen 35 bin, 40 bin liraya çıkaralım. Kişi başına 18 bin dolar yılda varsa, ayda 66 bin lira para geçecekse ilk bunu yapalım. İki, bayram ikramiyelerini 4 bin liradan 10 bin liraya çıkalım. Bitmedi, burs da veriyorsun üniversite öğrencilerine 4 bin lira, onu da 10 bin liraya çıkalım. Bunu yapamıyor musun? O zaman oturup şunu sorgulayacaksın: Ya bu para nereye gidiyor? Bu para kimin cebine gidiyor? Faize mi gidiyor? Senin israfın ne? Senin kamu tasarrufun ne?” diye konuşarak halkın ana muhalefetten de eleştiri yerine somut vaatler beklediğini söyledi. “VATANDAŞIN EN ÖNEMLİ MESELESİ CEBİ” Şen, Mayıs 2023 seçimlerinde muhalefetin aday belirleme sürecindeki belirsizlik ve yanlış aday tercihi olmak üzere iki büyük hata yaptığını belirterek, terör örgütlerinden gelen destek açıklamalarına karşı net bir duruş sergilenmemesinin seçmen davranışını etkilediğini söyledi; seçmenin güven duyduğu seçeneğe yöneldiğini vurgulayan Şen, “Vatandaşın tercihi ne olur bilemem ama ben şundan eminim, vatandaşın şu anda İran meselesi dışında en önemli meselesi cebidir. Çiftçiler de deyip geçme. Mart ayını bitiriyoruz. Çiftçiye destek verecektin. Martın başında en geç ödenmesi lazımdı. Gübre geliştirilmiş teşvik verecektin. Sen daha teşvikleri bu insanlara veremedin. Ondan sonra diyorsun ki, vatan toprağına çiftçilik yap. Bu sıkıntılara biraz odaklanmak lazım diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu. “BURSA VATAN TOPRAĞIDIR” Bursa ve Bursaspor hakkında düşüncelerini de paylaşan Şen, Bursa’nın Osmanlı’ya başkentlik yapmış olmasına vurgu yaparak Bursa denince aklına gelen ilk şeyin vatan toprağı olduğunu belirtti. Bursaspor’un hak ettiği Süper Lig’e kavuşmasını heyecanla beklediklerini söyleyen Şen, “Bursa'nın istediği, arzu ettiği başarıyı elde edecek ve layık olduğu yerde bulunacak. Bursaspor şampiyonluk takımıdır. Şampiyon olmuş bir takımdır, simgedir. Ülkenin simgesidir. Süper Ligin olmazsa olmazıdır.” ifadelerine yer vererek takıma başarılar diledi.

Su krizinin pençesindeki Bursa ile ilgili Başkan Bozbey'e kritik soru! Çınarcık Barajı... Haber

Su krizinin pençesindeki Bursa ile ilgili Başkan Bozbey'e kritik soru! Çınarcık Barajı...

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Mart Ayı Değerlendirme Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu.  Bozbey sunumunun ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yazar Göz, 2026'da faaliye geçmesi planlanan Çınarcık Barajı hakkında Bozbey'e önemli bir soru yöneltti. "ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNE NİYE DOĞRUDAN SU VERİLİYOR?" Bozbey'e, Bursa'nın ileriye dönük su ihtiyacının süresi konusunda hem iklim değişikliği hemde kullanım artışı(evsel) nedeniyle dile getirdiği endişelerini hatırlatan Göz, "Fakat aynı yerden (Çınarcık Barajı), TEKNOSAB'a, diğer organize sanayi bölgelerine hat çekilecek. Bu bir çelişki değil midir? Niye organize sanayi bölgelerine doğrudan su veriliyor?" dedi. Bozbey, kendisine yöneltilen soruyu, "DSİ böyle bir protokol yapmış. Oradan 60 milyon metreküp civarında sanayayiye su aktarılması gündemde. Yani kalan miktar içme suyu olarak kullanılacak." ifadeleriyle cevapladı. "ORHANELİ TERMİK SANTRALİ'Nİ MÜHÜRLEDİK DEDİNİZ Mİ?" Göz ayrıca Bursa'nın en önemli sorunları arasında yer alan hava kirliliği konusunda da soru sordu. Bozbey'in de katıldığı Bursa Valiliği'nce düzenlenen Tekstil Sektörü Hava Emisyonu Yönetim Komisyon Toplantısı'na değinen Göz, "Orhaneli Termik Santrali havayı kirletiyor. Gittik ve mühürledik dediniz mi? Bunlarla ilgili neler yapılacak. Nilüfer için de teşekkür ettiniz." şeklinde bir soru yöneltti. Bozbey, Göz'ün sorusu üzerine şu yanıtı verdi: O günkü konu aslında spesifik konuların dışında bir tartışmaydı. Kümülatif bir tartışmaydı. Orada BTSO, müdürlükler, komisyon, üniversiteden hocalar vardı. Valimiz başkanlığında, 'Ne yapabiliriz, hava kirliliğinin önüne nasıl geçebiliriz, fabrikalardaki yeni teknolojileri, filtrelerdeki yeni teknolojileri nasıl kullandırabiliriz?" bunlarla ilgili bir tartışma yaşandı. Yapılan tespitler konuşuldu. Sonrasında da BTSO, Yeşil Çevre ve ilgili müdürlükler bir araya gelecek, yeni teknolojiler konusunda kararlarını oluşturacaklar. Havaya bırakılacak olan gazlarla ilgili kriterleri belirleyecekler. Onlar toplantıda kesinleştikten sonra takibi yapılacak.  Hava ölçüm cihazları var. Onları bu alanlarda sık sık koyduğumuzda ve onları da elektronik olarak izleyebilmek olanaklıdır. Hangi hava ölçüm cihazı kırmızı yanıyorsa ekipler toplanıp o bölgeye gidecek. Onun takibi, denetimi çok önemli. Denetim yapmazsanız, yaptığınız denetimin de gereklerini yerine getirmezseniz bu sorun devam eder. Ben orda da söyledim. Ya yerine getirecek ya da kapatacaksın arkadaş. Başka çaresi yok. Hatta şunu da söyledim. Orada şu kadar kişi çalışıyormuş, şu kadar kişi istihdam ediliyormuş hiç önemli değil. Bazen diyorlar, Büyükşehir'in yetkisi var. Arkadaşlar, Büyükşehir'in yetkisi ne biliyor musunuz? Sadece evsel, evde kömür yanıyorsa ona müdahale ediyoruz. Oraya da kestiğimiz zaten 3 bin küsür lira ceza. Ama Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün kestiği ceza 300 bin, 500 bin, 1 milyon TL... Çıkın yukarı... Caydırıcı etkisi olan bir ceza. Bizimki ne olacak? 

Marmara Denizi nasıl kurtulur? Namık Göz'den önemli tespitler... Haber

Marmara Denizi nasıl kurtulur? Namık Göz'den önemli tespitler...

Marmara Denizi, son yıllarda müsilaj sorunu ile karşı karşıya. Sanayi, evsel atıklar ve diğer kirleticiler, Marmara Denizi'ni nefes alamaz hale getirdi. Uzmanlar, 2021 yılında yaşanan müsilaj felaketinin önümüzdeki aylarda yeniden ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Sivil toplum kuruluşları ve çevreciler, acilen önlem alınması ve artık önleyici adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Bursa ve çevresinde özellikle çevre konularında önemli haberlere imza atan Namık Göz, Marmara Denizi'nin kirlilik sorununu, müsilajı, bunların nasıl önlenebileceğini ve Gemlik Körfezi'nin son 50 yıldaki değişimini; ayrıca gazetecilik anılarını ve basın hakkındaki düşüncelerini gazeteci Mustafa Emre Özgen'in Yotube kanalıyla paylaştı. Yazar Göz, söz konusu video hakkında kaleme aldığı, "50 yıllık tanıklık; Marmara’yı kurtarabiliriz" köşe yazısında şu ifadeleri kullandı: Gemlikli gazeteci Mustafa Emre Özgen, geçtiğimiz günlerde Atatürk’ü anlatan en iyi kitaplardan biri olan Tek Adam kitabının yazarı Şevket Süreyya Aydemir’in Gemlik günlerini mercek altına almış ve dönemin tanıklarından Gazeteci Kadri Güler ile çok güzel bir röportaj gerçekleştirmişti. Özgen’den 50 yıllık Gemlik tanıklığı ve Marmara’daki kirliliği konuşma teklifi gelince hemen kabul ettim. Çünkü geçmişteki tanıklıkların yazılmaması veya kayda alınmaması nedeniyle hem uzak hem yakın tarihimizi yazmakta zorluk çekiyoruz. Peki neler anlattım? Aslında aile hikayemiz ve Gemlik’e gelişimiz bir ironi içeriyor. Babam, bugün Marmara Denizi’nin kirlenmesinin nedenlerinden biri olarak gösterilen azot sanayi inşaatının yapımı için Gemlik’e gelmişti. Gemlik’in hemen girişindeki Karsak Deresi köprüsünü geçtikten sonra deniz kıyısındaki ilk apartmanda oturuyorduk. Birinci kattaki dairemize o zamanlar deniz kayalarla doldurulmadığı için dalgalar vuruyor, pencereden tertemiz su da yüzen kefal balıklarını izliyorduk. Geçtiğimiz günlerde müsilajı görüntülemek için dalgıçların inceleme yaptığı Harmankaya ise hafta sonları en çok eğlendiğimiz yerlerden biriydi. Mercan kayalarından çıkardığımız kocaman midyeleri teneke üzerinde pişirip denize girerdik. Aynı şekilde bugün beton yığınına dönen Manastır ve Kumla’ya iskeleden motorlar kalkardı. Manastır’da koca bir çınarın altından kaynak suyu denize akardı. Plajı ise özellikle hafta sonları dolup taşardı. İroni dedim ya büyü azot sanayi ile bozuldu. Akdeniz gibi kumluk plajları olan Gemsaz sanayinin akınına uğradı, serbest bölge limanlar derken, en güzel yerlerden biri olan askeri haraya TOGG fabrikası kuruldu. Yıllarca önce Orhan Veli Kanık’ın dizelerindeki ‘Gemlik’e doğru denizi göreceksin’ cümlesi maalesef günümüzde Gemlik’e doğru betonu göreceksine dönüştü. Marmara Denizi 2021 yılında yeter artık diyerek kirliliğe karşı isyanını müsilajla verdi ama maalesef gereğini yerine getiremedik. Yolun sonuna geldik. Hani derler ya deniz bitti. Köprüden önce son çıkıştayız. Yine de umudumu yitirmek istemiyorum çünkü doğa kendisini çok kısa sürede temizlemeyi becerebiliyor. Şunu örnek vereyim; Atatürk döneminde Gemlik’in girişinde kurulan Suğniipek fabrikası nedeniyle yıllar önce bir koku başlamıştı. Tıpkı İzmit körfezindeki gibi. Fabrika kapanıp, üniversite kampüsüne dönüştükten sonra koku kayboldu. Uzmanlara göre körfezin kirlilik yükü azaltılırsa Marmara 6 yıl içinde kendini temizler…

Namık Göz kimdir? Haber

Namık Göz kimdir?

10.09.1962 tarihinde Diyarbakır’da dünyaya gelen Namık Göz, ilk ve ortaokulu Diyarbakır’da tamamladıktan sonra ailesi ile birlikte Bursa’nın Gemlik İlçesi’ne yerleşti. 1980 yılında Gemlik Lisesi’ni bitiren Namık Göz, 1982 yılında Dicle Üniversitesi İşletme-Muhasebe ve 1986 yılında da Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümlerinden mezun oldu.  Yüksekokulun ikinci sınıfındayken 1981 yılında Anadolu Ajansı Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nde kaşeli muhabirlikle gazeteciliğe başlayan Namık Göz, 1982 yılında Anadolu Ajansı sınavında başarılı olarak kadrolu muhabirliğe geçti. Anadolu Ajansı Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nde 1993 yılına kadar çalıştıktan sonra Bursa’ya atandı.  2002 yılında Anadolu Ajansı’ndan emekli olduktan sonra 1 Ekim 2003 tarihinde Bursa yerel basınında görev yapmaya başlayan Namık Göz, Yeni Bursa ve Bursa Haber gazetelerinde yazı işleri müdürlüğü, Avrupa, Bursa Haber ve Meydan gazetelerinde de yayın müdürlüğü ve yayın koordinatörlüğü görevlerinde bulundu. Avrupa ve Meydan gazetelerinin kuruluşunda fiilen görev alan Namık Göz, yöneticiliğin yanı sıra bu gazetelerde köşe yazıları da yazdı. Namık Göz, 2009 yılından 2017 yılına kadar DHA’da editör ve Hürriyet Bursa’da yazarlık yapan Namık Göz, 2017 yılından beri Bursa Hakimiyet Gazetesi’nde köşe yazarı olarak çalışıyor. Göz, yazarlığın yanı sıra AS TV’de Gözlem Kulesi adlı programı yapıyor.  Gazetecilik yaşamı süresince hem Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti hem de Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nden yılın başarılı gazetecisi ödülleri alan Namık Göz 2002 yılından beri de Sürekli Basın Kartı hamili. Namık Göz, evli ve iki çocuk babası. GAZETECİ NAMIK GÖZ'ÜN SOSYAL MEDYA HESAPLARI: https://www.facebook.com/namik.goz https://www.instagram.com/namikgoz/ https://x.com/namikgoz https://www.linkedin.com/in/nam%C4%B1k-g%C3%B6z-912b6669/

"Bursa Büyükşehir'de 2 bine yakın kişi işten çıkarıldı" iddiası! Haber

"Bursa Büyükşehir'de 2 bine yakın kişi işten çıkarıldı" iddiası!

Partisinin 8. olağan il kongresinde güven tazeleyen AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, "CHP'li Büyükşehir Belediyesi ve CHP'li ilçe belediyelerin skandallarını yakından takip ettik etmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullanarak güçlü bir muhalefet yapacaklarının mesajını vermişti. Bursa Hakimiyet Gazetesi Köşe Yazarı Namık Göz, Gürkan'ın AS TV’de Filiz Şentürk’ün sunduğu Satırbaşı programında yaptığı açıklamaları kaleme aldı. "AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan'ın konuk olduğu Satırbaşı programını izlemek için yukarıdaki fotoğrafa tıklayın." "VERİLEN VAATLERİ TAKİP EDECEĞİZ" Yazar Göz, görev bölümünden sonra sahaya inecekleri mesajını veren Gürkan'ın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile ilgili, "Mesele şu; Bursa’nın bir çocuğuyum ve bu şehirde yaşıyorum. Boş vaatlerle insanları kandırmamak lazım. Bursa’da yaşayan biri olarak vaatleri takip etmek zorundayız. Seçimler vaatlerle kazanılır. O vaatleri verdiniz onları bekliyoruz biz’ ifadelerini kullandığını söyledi. "KONSER SİYASETİ YAPMIYORUZ" Şu ana kadar gördükleri tek şeyin AK Parti’nin yaptığı hizmetlerin tabelalarını değiştirmek olduğunu savunan Gürkan, ‘Biz hizmet siyaseti yapıyoruz, konser siyaseti yapmıyoruz. Konserler elbette ki olacaktır . Bunlar olmalı ama oralara harcanan paralar önce hizmete verilmesi lazım." şeklinde konuştu. "1700'DEN FAZLA İNSANI İŞTEN ÇIKARILDI" Büyükşehir Belediyesinde şirketlerle beraber bin 700’den fazla insanın işten çıkarıldığını öne süren Gürkan, şöyle devam etti: ‘Biz sebep söylesinler. Kronik hastalıkları olanlar var engelli olanlar var. Tam kış vaktinde. Pek çok yerde söz verildi. Biz kimsenin emekleriyle oynamayacağız dendi ama patır patır çıkartılıyor. Bir çoğunun da bunu net olarak söylüyorum. Belgeleriyle de söyleyebiliriz. İdeolojik olarak çıkartıldığını görünce üzülüyoruz’ Namık Göz'ün, "Gürkan, ikinci dönemine hızlı başladı; yeni kadro sahaya iniyor" başlıklı yazısının tamamını okumak için tıklayın.

Gazetecilerden Bursa Semt Lokantası analizi: Belediye yemekhanesine dönmüş gibi Haber

Gazetecilerden Bursa Semt Lokantası analizi: Belediye yemekhanesine dönmüş gibi

Bursa Büyükşehir Belediyesi, halkın uygun fiyata ve sağlıklı yemek yiyebilmesi amacıyla Merinos'ta, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de katıldığı törenle Semt Lokantası açmıştı. Bursa Hakimiyet Gazetesi Köşe Yazarı Namık Göz ve Başka Gazete Köşe Yazarı Selahattin Adıgüzeller, Merinos Parkı içerisinde 11.30-15.00 saatleri arasında hizmet veren ‘Semt Lokantası’nı ziyaret etti. 60 TL’ye 4 çeşit yemek yiyen gazeteciler gözlemlerini kaleme aldı. Yazar Namık Göz'ün yazısından öne çıkan kısımlar... Bursa’nın yeni kent anayasasının sunumu için Merinos’taki toplantıya giderken lokantaya gitmek aklımda yoktu. Gazeteci arkadaşım Selahattin Adıgüzeller’in ‘sana yemek ısmarlayayım’ teklifi kabul edince semt lokantasında, hem yemek yiyip hem de kimlerin yararlandığını görmek için fırsatım oldu. Bu arada hesabı birlikte ödedik. Önümüzdeki 10-15 kişiden sonra bankonun önüne geldiğimizde menüyü gördük. Mercimek çorbası, patatesli tavuk sote, erişte ve çikolatalı puding vardı. Sotede eser miktarda tavuk eti bulunması ve yemeklerin biraz soğuk olması dışında lezzetliydi. 60 liraya göre çok iyi. Yazılarını takip edenler bilir: bizim Selahattin’in nüktedanlığı yine üzerindeydi. İkinci suyu almak istediğinde 5 lira istenmesi üzerine şaşırdı, masaya oturunca da sotede tavuk eti aramaya başladı. Pudingi yiyince keyfi yerine geldi. Peki, kimler vardı? Masalara tek tek baktık. Bir masada 5-6 polis, bir diğerinde zabıtalar yer alırken, genelde belediye görevlileri ve yakın çevredeki büro çalışanları vardı. Kıyafetlerinden değerlendiriyorum. Öyle pek dar gelirliye rastlamadık. Semt lokantası güzel ama işin açıkçası belediye yemekhanesine dönmüş gibi… Göz'ün 'Ne umduk ne bulduk; Semt Lokantasında bir öğün…' başlıklı yazısının tamamını okumak için tıklayın. Yazar Selahattin Adıgüzeller'in yazısından dikkat çeken kısımlar... Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in Bursa 2050 Vizyonu Çevre Düzeni Planıyla ilgili son gelişmeleri paylaşacağı, Merinos AKKM'deki basın toplantısına doğru ağır adımlarla ilerliyordum... Tam parkın girişinde, meslektaşım Bursa Hakimiyet Yazarı Namık Göz'le karşılaştık... O da toplantıyı izlemeye gelmiş... Baktık daha vakit var... Dedik, "Toplantıyı aç karnına izlersek, bizim kan şekerimiz düşer, Bozbey'in anlatacağı plan da suya! Yakın bir yerde bir şeyler yiyip öyle gidelim..." İskender kebabı mı yesek karışık ızgara filan mı yesek derken, maaş günü aklımıza gelince, soluğu Büyükşehir Belediyesi'nin ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşlar için Merinos Park içinde açtığı Semt lokantasındaki ucuz yemek kuyruğunda aldık! İyi de oldu, bu vesileyle 60 liraya verilen mönünün kalitesini test etme fırsatı bulduk... Şansımıza mönüde piliç sote (martı değil!), mercimek çorbası, erişte pilavı, tatlı olarak da puding vardı... Su ve ekmek de tabii... (İkinci ekmek ve suya artı ücret alınıyor...) İlk gözlemimiz, yemeğe gelen kitle üzerineydi... Öğle saatine denk geldiği için belediye çalışanları daha ağırlıktaydı lokantada, halk azdı... Adıgüzeller'in 'Semt lokantasında iki gariban yazar!' başlıklı yazısının tamamını okumak için tıklayın.

AK Partili isim açıkladı: Erdoğan, Faruk Çelik'i neden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapmadı? Haber

AK Partili isim açıkladı: Erdoğan, Faruk Çelik'i neden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapmadı?

Çakmak, AS TV ekranlarında yayımlanan Gözlem Kulesi programında Gazeteci Namık Göz'ün sorularını yanıtladı.  AK Parti'nin seçim mağlubiyeti hakkında konuşan Çakmak, aday belirleme süreci ve sandık sonuçlarına dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ADAY BELİRLEME SÜRECİ Yerel seçimler öncesi AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile görüştüğünü ifade eden Çakmak, "Gürkan'ın söylediklerinden yapılan anket çalışmalarına göre mevcut başkanların aday olmaması gibi bir görüntü çıkıyor." dedi. "FARUK ÇELİK ADAY OLSAYDI SEÇİM KAZANILIRDI" Söz konusu durum üstüne Ankara'da AK Parti'in üst düzey yöneticileriyle bir araya geldiğini söyleyen Çakmak şu ifadeleri kullandı: Durumu izah ettik. Durumu izah ederken de şunu da söyledik. Benim 2011'de listeden çıkmam da konuşulan şudur; Faruk Çelik gece gitti bir kaset dinletti. Tayyip Beye ve listeden çıktım. O zaman dedim ki, Faruk Çelik ismini Bursa'da size önerecek son kişi benim. Niye? Böyle böyle bir durum var. Faruk'la hala konuşuyoruz, arkadaşız. Barıştık. Birşey yok aramızda. Bu bir yara olması lazım değil mi? Ben bunları hafızamdan sildim. Dedim ki Faruk Çelik'i listeye koyun. İlle de bunu yapın demiyorum size ama listeye koyun. Ciddi bir liste çalışması olsun. Bütün şartları zorlayalım en iyi kimse onla seçime gidelim. Bunu söylerken şunda ısrar ediyorum. Hala aynı görüşteyim. Biz Faruk Çelik'i Bursa'dan aday gösterseydik seçimi alırdık. "MEVCUT BAŞKANLARLA ARAMDA PROBLEM YOKTU" Cumhurbaşkanımıza da gece saat 01:30'da mesaj attım. Dedim ki, 1983 seçimlerine sokulmadık biz Refah Partisi olarak. 1984 seçimlerinden itibaren yönetici, seçimlere katılmış parti yöneticisi, seçimi yönetmiş, bir tecrübeyle konuşuyorum. Benim görüşüm budur. Tabi Cumhurbaşkanımız aday tespitinde anketlere bakıyor. Anketlerde de şöyle bir haksız rekabet vardı. Görev başındaki insan daha çok tanınır, bilinir. Böyle bir avantaj vardır. Tabi son dönem de de bizim belediye başkanlarımız billboardları reklamlarıyla doldurmuşlar. Ne Alinur Aktaş ne de Mustafa Dündar'la aramızda bir problem yok. İkisi de samimi kardeşim. Ben partiyi, bu seçimi nasıl alırız, onu düşünüyorum. Bütün hesabımız bunun üzerineydi.  FARUK ÇELİK NEDEN ADAY GÖSTERİLMEDİ? İsmini vermeyeyim bir arkadaşımız var. İl yönetiminde bulunmuş bir arkadaşımız, Cumhurbaşkanımıza mesaj atmış. Mesajında, 'Bunu koyarsan ben oy vermem.' demiş. Bu sefer Cumhurbaşkanımız kendisini aramış. 'Sen parti disiplinine uymuyorsun.' demiş. Tabi o da Faruk Beyi istemiş. Faruk'u bana mı anlatıyorsun demiş. Faruk benim arkadaşım, bakanım. Cumhurbaşkanımız milletvekili sayısını azaltmak istemedi. Herhalde giden bu anketlerde Bursa'yı alabiliriz intibası oluştu ama ben çok zorlanacağımız söyledim. Sonuç alamadık. Benim hesabım şuydu: Partinin kuruluşunda bulunmuş, küsmüş, unutulmuş, kenarda kalmışları ekip olarak sahaya sürebilirdik. Bu mevcut arkadaşlarda o ambiyansı yakalayamıyorsun. Faruk gelseydi daha rahat yapardık.  "SEÇMEN BİZİ TOKATLADI" ÇIKIŞI... Biz sandığa gitmedik, oyumuz aşağıya düştü. Yani yoksa CHP'de bir artış yok. İstanbul'da mesela geçen seçimde aldığının daha altında almış İmamoğlu. Arada fark şu;  Bizim seçmen bizi tokatladı. Bunun ötesi beri yok. Çelik aday olsaydı, sandığa gitmem diyen kesimi sandığa götürebilirdik. AK parti ve MHP'nin oyunu alamadık. Alsaydık seçimi kazanıyorduk.

Hayrettin Çakmak: Faruk Çelik aday olsaydı Bursa'da seçimleri kazanırdık Haber

Hayrettin Çakmak: Faruk Çelik aday olsaydı Bursa'da seçimleri kazanırdık

AK Parti eski İl Başkanı ve 23'üncü dönem Bursa Milletvekili Hayrettin Çakmak, AS TV ekranlarında yayımlanan Gözlem Kulesi programında Gazeteci Namık Göz'ün konuğu oldu. AK Parti'nin seçim mağlubiyeti hakkında konuşan Çakmak, aday belirleme süreci ve sandık sonuçlarına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "MEVCUT BAŞKANLAR ADAY OLMAMALIYDI" Seçim öncesi AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile görüştüğünü ifade eden Çakmak, "Gürkan'ın söylediklerinden yapılan anket çalışmalarına göre mevcut başkanların aday olmaması gibi bir görüntü çıkıyor." dedi. "FARUK ÇELİK'İ BURSA'DAN ADAY GÖSTERSEYDİK SEÇİMİ ALIRDIK" Söz konusu durum üstüne Ankara'da AK Parti'in üst düzey yöneticileriyle bir araya geldiğini söyleyen Çakmak şu ifadeleri kullandı: Durumu izah ettik. Durumu izah ederken de şunu da söyledik. Benim 2011'de listeden çıkmam da konuşulan şudur; Faruk Çelik gece gitti bir kaset dinletti. Tayyip Beye ve listeden çıktım. O zaman dedim ki, Faruk Çelik ismini Bursa'da size önerecek son kişi benim. Niye? Böyle böyle bir durum var. Faruk'la hala konuşuyoruz, arkadaşız. Barıştık. Birşey yok aramızda. Bu bir yara olması lazım değil mi? Ben bunları hafızamdan sildim. Dedim ki Faruk Çelik'i listeye koyun. İlle de bunu yapın demiyorum size ama listeye koyun. Ciddi bir liste çalışması olsun. Bütün şartları zorlayalım en iyi kimse onla seçime gidelim. Bunu söylerken şunda ısrar ediyorum. Hala aynı görüşteyim. Biz Faruk Çelik'i Bursa'dan aday gösterseydik seçimi alırdık. "ALİNUR VE MUSTAFA İLE ARAMIZDA BİR PROBLEM YOK" Cumhurbaşkanımıza da gece saat 01:30'da mesaj attım. Dedim ki, 1983 seçimlerine sokulmadık biz Refah Partisi olarak. 1984 seçimlerinden itibaren yönetici, seçimlere katılmış parti yöneticisi, seçimi yönetmiş, bir tecrübeyle konuşuyorum. Benim görüşüm budur. Tabi Cumhurbaşkanımız aday tespitinde anketlere bakıyor. Anketlerde de şöyle bir haksız rekabet vardı. Görev başındaki insan daha çok tanınır, bilinir. Böyle bir avantaj vardır. Tabi son dönem de de bizim belediye başkanlarımız billboardları reklamlarıyla doldurmuşlar. Ne Alinur Aktaş ne de Mustafa Dündar'la aramızda bir problem yok. İkisi de samimi kardeşim. Ben partiyi, bu seçimi nasıl alırız, onu düşünüyorum. Bütün hesabımız bunun üzerineydi.  "CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VEKİL SAYISINI AZALTMAK İSTEMEDİ" İsmini vermeyeyim bir arkadaşımız var. İl yönetiminde bulunmuş bir arkadaşımız, Cumhurbaşkanımıza mesaj atmış. Mesajında, 'Bunu koyarsan ben oy vermem.' demiş. Bu sefer Cumhurbaşkanımız kendisini aramış. 'Sen parti disiplinine uymuyorsun.' demiş. Tabi o da Faruk Beyi istemiş. Faruk'u bana mı anlatıyorsun demiş. Faruk benim arkadaşım, bakanım. Cumhurbaşkanımız milletvekili sayısını azaltmak istemedi. Herhalde giden bu anketlerde Bursa'yı alabiliriz intibası oluştu ama ben çok zorlanacağımız söyledim. Sonuç alamadık. Benim hesabım şuydu: Partinin kuruluşunda bulunmuş, küsmüş, unutulmuş, kenarda kalmışları ekip olarak sahaya sürebilirdik. Bu mevcut arkadaşlarda o ambiyansı yakalayamıyorsun. Faruk gelseydi daha rahat yapardık.  "SEÇMEN BİZİ TOKATLADI" Biz sandığa gitmedik, oyumuz aşağıya düştü. Yani yoksa CHP'de bir artış yok. İstanbul'da mesela geçen seçimde aldığının daha altında almış İmamoğlu. Arada fark şu;  Bizim seçmen bizi tokatladı. Bunun ötesi beri yok. Çelik aday olsaydı, sandığa gitmem diyen kesimi sandığa götürebilirdik. AK parti ve MHP'nin oyunu alamadık. Alsaydık seçimi kazanıyorduk.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.